Güneşli
22°İstanbul
Güneşli
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0
BIST 96.040
%0.19
Dolar 5,824
%0.38
Euro 6,643
%0.87
Altın 267,504
REKLAM

Beyrut Kasabı’nın fişini çektiler!

167 defa okundu Dünya kategorisinde, 11 Ocak 2014 - Cumartesi - 23:28 tarihinde yayınlandı
srail'in 2006'dan bu yana bitkisel hayatta olan eski başbakanı Ariel Şaron hayatını kaybetti.
Beyrut Kasabı’nın fişini çektiler!

Geçirdiği beyin kanamasının ardından 4 Ocak 2006’da komaya giren ve sekiz yıldır bitkisel hayatta yaşayan eski Başbakanı Ariel Şaron hayatını kaybetti. 85 yaşındaki Şaron, organ yetmezliği nedeniyle Tel Aviv’de tedavi gördüğü Ber Shava’daki Tel Hashomer Hastanesi’nde tedavi görürken, son günlerde durumu giderek ağırlaşmıştı. Şaron’un, Necef’te, 2000’de ölen karısı Lily’nin yanına gömüleceği açıklandı.

İsrail’in son 25 yıllık politika sahnesine damga vuran isimlerden biri olan Şaron aynı zamanda en tartışmalı siyasetçilerden de biriydi. Öyle ki bu durum lakaplarına bile yansımıştı. Şaron, siyasetçiliğinin yanı sıra büyük bir askeri lider ve kahraman bir savaşçı olarak görüldüğü İsrail’de ‘Buldozer’ lakabıyla anılırken, Araplar için ise ‘’ idi.

 

1928’de o dönem İngiliz mandası altındaki Filistin topraklarında doğan Şaron, gençliğinde İsrail’in o dönemki ‘savunma gücü’ olan ve suikastlarıyla ‘nam salan’ Yahudi askeri yeraltı örgütü Haganah’ta geçirdi. İsrail’in kurulmasının ardından 1948-49 Arap-İsrail savaşında müfreze komutanı olan Şaron, 1953’te ise 50 evin havaya uçurulması sonucunda 69 kişinin öldüğü Kibya operasyonuna liderlik etti. İlk lakabı olan ‘Buldozer’i de bu operasyon sonucunda kazandı. Gazze’de 38 Mısırlı askerin öldüğü 1955 tarihli operasyonu komuta eden Şaron, 1967 Altı Gün Savaşı’nda da yer aldı. Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin işgaliyle biten Altı Gün Savaşı, Şaron’un da tuğgeneralliğe yükseldiği savaş oldu.

 

Şaron siyasete ise 1973’te adım attı. Sağcı Likud Partisi’nden İsrail parlamentosu Knesset’e seçilen Şaron, 1974’te dönemin Başbakanı İzak Rabin’in güvenlik danışmanlığını üstlenince milletvekilliğini bıraktı. Şaron, 1977-1999 arasını ise çeşitli bakanlıkları üstlenerek geçirdi. Sırasıyla Tarım, Savunma, Ticaret ve Sanayi, İnşaat ve Konut, Ulusal Altyapı ve Dışişleri Bakanlıkları yapan Şaron, bu dönemde ‘Beyrut Kasabı’ lakabıyla anılmasının önünü açan Sabra ve Şatilla katliamlarına imza attı.

 

1982’de Savunma Bakanı olan Şaron, Beyrut yakınında İsrail denetimindeki Sabra ve Şatilla kamplarına asker gönderdi. Orduya sevk emri verirken Başbakan Menahem Begin’e verme gereği duymayan Şaron’un ‘ana amacı’ ise ‘Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat’ın Lübnan’dan çıkmasını sağlamak’tı. Şaron, operasyon sonucunda ‘ana amacına’ ulaşırken, 17 Eylül 1982’de Sabra ve Şatilla’da da bir katliamın önünü açtı. Sağcı Hristiyan falanjist milisleri eliyle 900-2 bin arasında Filistinli mültecinin öldürüldüğü katliam sonucunda Şaron da artık ‘Beyrut kasabı’ unvanını kazanmıştı. Ancak Şaron, 1983’te İsrail’de, Lübnan’ın işgal edilmesiyle ilgili yargı süreci sonunda katliamlardan sorumlu tutuldu ve Savunma Bakanlığı’nı bırakmak zorunda kaldı.

 

Ancak Şaron bakanlıktan uzaklaştırılsa da, İsrail sağı siyaset sahnesinden silinmesine izin vermedi. İnşaat ve Konut Bakanı olarak 1990’larda İsrail işgali altındaki Gazze ve Batı Şeria’da büyük bir Yahudi yerleşim merkezi kurma furyasına girişen Şaron’u başbakanlığı taşıyan süreçte ise hem Benyamin Netanyahu hem de Ehud Barak’ın ‘katkısı’ oldu. Netanyahu’nun 1999’da seçimi kaybetmesi üzerine sağcı Likud Partisi’nin başına geçen Şaron’un siyasi yükselişine, 2000’de Başbakan Ehud Barak’ın Camp David zirvesindeki fiyaskosu da ivme kazandırdı. Camp David görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasıyla ‘ekmeğine yağ sürülen’ Şaron, “Barak’ın Kudüs’ten vazgeçmek gibi bir hakkı olamaz” şeklindeki popüler çıkışlarıyla dönemin başbakanını ‘barış anlaşması için Kudüs’ü bile satmaya razıymış’ gibi kamuoyuna sundu.
Şaron’un 2000’de Mescid-i Aksa’ya yüzlerce koruması eşliğinde yaptığı ‘ziyaret’ ise İkinci İntifada’nın fitilini ateşledi. Filistinlilerle mevcut görüşmelerin bağlayıcılığını reddeden Şaron, İkinci İntifada sebebiyle Filistin topraklarında yaşanan şiddet üzerine ‘güvenlik kaygılarına’ oynadı ve bu da, Şaron’a 2001’de başbakanlığı bir anlamda ‘hediye etti.’ 2001’deki seçimleri açık ara farkla kazanan Şaron, başbakanlığı döneminde Yahudi yerleşimlerine hız verirken, Batı Şeria’da inşa ettirdiği ve Filistinlilerin ‘apartheid uygulaması’ olarak gördüğü tartışmalı ‘güvenlik duvarı’nı inşa ettirdi.

 

Şaron, 2005’te ise ülkedeki yoğun muhalefete karşın İsrail ordusu ve yerleşimcilerini Gazze’den çekme kararı aldı. Bu şaşırtan adımı sebebiyle ortaya çıkan muhalefetten dolayı Kasım 2005’te de Likud’dan ayrılıp merkez sağcı Kadima partisini kurdu. Parlamentoyu da fesheden Şaron’un yeni seçimlerde iktidara gelme olasılığı yüksek görülse de, sağlığı buna izin vermedi. Şaron, peşi sıra geçirdiği beyin kanamaları sonucunda girdiği komadan uyanamadı.

 

Şaron’un ölümü ardından ilk açıklamayı yapan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, “Arik (Şaron), milletini seven cesur bir liderdi” dedi. Peres açıklamasının devamında şunları kaydetti: “Sevgili arkadaşım Şaron son savaşını bugün kaybetti. Ülkesini ve milletini seven, milletinin de onu sevdiği cesur bir askerdi. O İsrail’in koruyucularından ve önemli mimarlarından biri oldu. Hiçbir korku tanımıyordu ve kesinlikle vizyon korkusu da olmadı. Zor kararlar almayı ve onları yerine getirmeyi bilirdi. Hepimiz onu sevdik, yokluğu çok fazla hissedilecek. Huzur içinde yatsın. Ailesine taziyelerimi gönderiyorum.”

Önceki haberSonraki haber
Etiketler:
Google'dan gelen aramalar:

Yorum yaz

Merhaba bu habere ilk yorumu yapabilirsiniz.