Yandex Metrica
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1.5
BIST 2.759
%0.29
Dolar 17,965
%0.34
Euro 18,310
%0.44
Altın 1.027,507
REKLAM

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan birbirinden çarpıcı açıklamalar…

521 defa okundu Politika kategorisinde, 15 Temmuz 2019 - Pazartesi - 02:13 tarihinde yayınlandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ortaya çıkan tablonun, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin tamamen kendi toprakları içinde ve bölgesinde barışı koruma amaçlı olduğunu gösterdiğini belirterek, "Biz, S-400'leri alarak savaşa hazırlanmıyoruz. Barışı ve kendi milli güvenliğimizi garanti altına almaya çalışıyoruz. Savunma sanayimizi geliştirmeye yönelik diğer tüm atılımlarımızın da amacı budur." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazete ve televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri, bazı yazar ve akademisyenlerle Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi.

S-400 tanıtım filminin gösterilmesinin ardından konuşan Erdoğan, basın mensuplarına, Türkiye’nin milli güvenliği ve egemenlik hakları bakımından önemli bir tartışma olan S-400 tedariki konusunda gösterdikleri onurlu duruş için şükranlarını sundu.

Türkiye’nin uzunca bir zamandır, milli bir meselesi üzerinde, her kesimden insanıyla, kurumuyla, kuruluşuyla böylesine güçlü bir birlikteliği ortaya koyamadığını dile getiren Erdoğan, “Ülkemizin, S-400 alımı ve bu çerçevede süren tartışmalar bize, milletimizin sağduyusu ve irfanı ile bunların sesi olduğuna inandığım medya duyarlılığının tüm gücüyle ayakta olduğunu göstermiştir. İnşallah 82 milyon olarak hepimizin ortak geleceğini ilgilendiren diğer tüm hususlarda da benzer bir kenetlenme ortaya koyacağımıza inanıyorum.” dedi.

“TÜRKİYE’NİN MİLLİ GÜVENLİK HASSASİYETLERİ TAMAMEN OLGULARA DAYALI”
Türkiye’nin milli güvenlik hassasiyetlerinin, herhangi bir vehme veya örtülü başka bir amaca değil, tamamen olgulara dayalı olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Coğrafyamız, binlerce yıldır hep bir cazibe merkezi olmuştur. Ecdadımızın bu topraklara girişi de öyle kolay gerçekleşmemiştir. Bir yerde var olmak ile orayı yönetmek farklı şeylerdir. Biz bu coğrafyayı yönetmek üzere geldiğimizden beri kesintisiz bir mücadele içindeyiz. Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti ile devam eden bu toprakları vatan kılma çabamıza yönelik tehditler daima olmuştur, bundan sonra da olacaktır. Tabii bu tehditlerin niteliği, döneme, şartlara, ittifak ilişkilerine göre farklılık göstermektedir.

Osmanlı asırlarca kimi zaman batıdan, kimi zaman doğudan, kimi zaman güneyden, kimi zaman da kuzeyden gelen tehditlerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Yıkılışı da her dört istikametten gelen saldırılar ve bunlara karşı vermek zorunda kaldığı çetin mücadele sonunda olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan gibi küçük bir devlete değil, onu üzerimize gönderen geri plandaki dönemin devasa güçlerine karşı kazandığımız zaferle kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde de sınamalarımız hiç bitmemiştir. Batı ittifakı ile kurduğumuz siyasi ve askeri paktlara rağmen, en büyük tehditleri yine onlardan gördüğümüz bir gerçektir. Bu siyasidir, bu ekonomiktir, bu kültüreldir, her anlamda… Soğuk Savaş döneminde uzunca bir süre Sovyetler Birliği’ne karşı ileri garnizonluk yapmış olmamız dahi, bizi bu tehditlerden korumaya yetmemiştir. Yunanistan ve daha sonra Güney Kıbrıs Rum Kesimi, başımızda Demokles’in Kılıcı gibi hep sallandırılmıştır.”

“TÜRKİYE İZLEDİĞİ TUTARLI VE AHLAKİ POLİTİKADAN TAVİZ VERMEMİŞTİR”
Erdoğan, Türkiye’nin son dönemde Arap coğrafyasında yaşanan trajik gelişmelerin bir parçası yapılmaya çalışıldığının da inkar edilemez bir gerçek olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin, Cumhuriyet döneminde binlerce yıllık devlet tecrübesi, kadim medeniyet geleneği, güçlü tarih ve kültür birikimi sayesinde zaman zaman küçük yaralar almış olsa da bu tuzakların hiç birine düşmeden günümüze kadar geldiğini aktaran Erdoğan, “Son yıllarda dünyada ve bölgemizde yeni yapılanmaların sancıları yaşanıyor. Ülkemiz bu yeni ve gerçekten kritik sınamalar karşısında izlediği tutarlı ve ahlaki politikadan taviz vermemiştir. 8. yılına girdiğimiz Suriye meselesinde, Mısır’daki, Libya’daki, Katar’daki pek çok Afrika ülkesindeki gelişmelerde hatta en son Venezuela hadisesinde hep bu tutarlı ve ahlaki çizgide hareket etti.” değerlendirmesini yaptı.

Suriye başta olmak üzere bölgedeki çatışmalar ve krizlerden kaçan 4,5 milyona yakın insanın Türkiye’de sükunetle barındırılıyor olmasının dahi başlı başına bir başarı olduğunu dile getiren Erdoğan, “Aslında Türkiye’ye tamamen kendi fedakarlığı ile yürüttüğü bu sığınmacı politikası sebebiyle Nobel Barış Ödülü verilmesi gerekir. Biz bu gayretleri, herhangi bir karşılık beklediğimiz için değil sadece insanlığımız ve kültürümüz gereği ortaya koyduk, aynı şekilde devam edeceğiz. Bu 4,5 milyon, 5 milyonu buluyor. Dünyada bunun bir başka örneği yok. ‘Nobel’ dediğiniz zaman ‘adalet’ diyorlar. Türkiye’den başka bunu dünyada yapan bir başka ülke var mı? Yok. Peki niçin bu konu ele alınmıyor veya niçin değerlendirmeye tabi tutulmuyor. Bu gayretleri herhangi bir karşılık beklediğimiz için değil sadece kültürümüzün de gereği bu adımları atıyoruz.” ifadelerini kullandı.

hayırlı olsun.’ diyecek halimiz yok. Buranın da tek muhatabı yargıdır. Yargı, bu değerlendirmelerini yapıp, bunun neticesinde de şu anda biliyorsunuz, ilk derecesinde de zaten kararlar verilmeye başlandı, veriliyor. Ama FETÖ ile mücadelede biz bu işin bittiği kanaatinde değiliz. Zaten olmadık. Çünkü adeta metastaz yapmış bir kanser mikrobu gibi. Dolayısıyla da bunun tamamen temizlenmesi lazım. Bunun kesinlikle kesilip alınması lazım.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bununla ilgili de gün geçmiyor ki, televizyonlarda ‘Şu kadar FETÖ’cü gözaltına alındı. Şu kadarı tutuklandı’ haberleri dönüyor. Devam ediyor, devam edecek. Eğer bu noktada samimiyse bu takım ve belli kesimleri, o zaman demek ki bu çalışmalar devam ediyor. Demek ki, himmet toplantıları devam ediyor ki, bunlar yakalanıyor. Bu toplantılar olmasa, bunlar yakalanmaz. Yakalandıklarına göre, rahat durmuyorlar. Hala çalışıyorlar. Dolayısıyla bizim de devlet olarak bunlar üzerindeki çalışmalarımızı, Emniyet Teşkilatı, Silahlı Kuvvetlerimiz, bütün bakanlıklar, hepsi kararlılıkla bunu devam ettireceğiz. Tabii, bunların arkasında hangi güçlerin olduğunu da sizler de tahmin ediyorsunuz. Çünkü, biz her ülkeden bunları istiyoruz. Başta Amerika olmak üzere ‘Bunları verin.’ diyoruz. Tabii, bizi anlamak istemiyorlar. Dosyalarla vesaire.. Daha yeni Adalet Bakanımız, Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakan Vekili ile görüşmeler yaptı. Henüz onlar bu işin ya idrakinde değiller veyahut da bu onlar için önemli bir maşa. Bunu böyle kullanıyorlar. Olay budur. Kullansalar da kullanmazlarsa da biz, hep söylediğim gibi bu can bu tende oldukça bu mücadeleyi sürdürürüz.

Yatıyorlar, kalkıyorlar, isim vermeme gerek yok. Meslektaşınız olan bir ahlaksız var. Orada yaptığı konuşmaları var. Geçenlerde yine Kamışlı’da yaptıkları toplantıda, kimler kimlerle bir arada oldu biliyorsunuz. DHKP/C’si, PKK’sı, YPG’si FETÖ’cüsü hepsi orada bir araya gelmek suretiyle Türkiye’nin aleyhinde yapılması gereken neyse bunların hepsini Kamışlı’da konuştular. Bunları yaptılar. Bütün bunlara karşı da gerekeni hep birlikte yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Adımları da ona göre atmamız gerekiyor. Zaman kaybına tahammülümüz yoktur.”

“RUS MUHATAPLARIMIZA SÖYLÜYORUZ”
Erdoğan, İdlib’deki son duruma ilişkin şunları söyledi:

“İdlib ile alakalı görüşmelerimiz, buluşmalarımız devam ediyor. Oradaki askeri mevcudiyetimiz devam ediyor. Milli İstihbarat Teşkilatımızın elemanlarıyla beraber, Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcudiyetiyle beraber daha önce 27 Eylül’de yapılan mutabakat çerçevesinde faaliyetlerin yürütülmesine gayret gösteriyoruz. Bu konuda, Rus muhataplarımızın, Bakan dahil Genelkurmay Başkanı ve diğer askeri adresler dahil bunlarla devamlı görüşmek suretiyle mutabakat muhtırasına uymalarını kendilerine söylüyoruz. Burada silahtan arındırılmış 15-20 kilometrelik bölgede, bütün radikallerin, ağır silahların çıkartılması gibi görevlerimiz var. Görevimizi bütün samimiyetimizle gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Ancak zaman zaman bazı sızmalardan dolayı istenmeyen bazı olaylar olabildiğinden, kendilerine açıklıkla söylüyoruz. Onların bize uydu fotoğrafları dahil gönderdikleri bazı fotoğraflar var. Bunların bir çoğunun yanlış olduğunu kendilerine ispatlı bir şekilde gösteriyoruz. Bu konuda muhataplarımıza tekrar tekrar dile getiriyoruz. Oradaki köylerde yaşayan ve saldırıya uğrayanlar radikaller değil, evlerini almak isteyen ve hayatlarını sürdürmek isteyen insanlardır. Dolayısıyla Rusya’nın yapması gereken şeyin etkinliğini kullanıp rejimi, 27 Eylül’de yapılan mutabakat muhtırası çerçevesindeki sınıra çekmesi gerektiğini söylüyoruz. Biz orada gerekçen çok açık ve net olarak hem askeri hem insani anlamda ve hukuki anlamda görevimize sadakatle devam ediyoruz. Bunu da tekrar tekrar Rus muhataplarımıza söylüyoruz. Herhangi bir eylemin gerçekleşmemesi için de gerekli önlemleri almış bulunuyoruz.”

“DÖRTLÜ ZİRVE’Yİ TÜRKİYE’DE YAPACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan 1-2 Ağustos’ta Astana’da teknik bir toplantının gerçekleştirileceğini ve burada Suriye meselesinin ele alınacağını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Ağustos sonunda, Üçlü Zirve’yi İnşallah Türkiye’de yapacağız. Ardından da bir Dörtlü Zirve olayımız var. Dörtlü Zirve’yi de yine Türkiye’de yapacağız. Ama yer noktasında şurası, burası demiyorum. Belirleyeceğiz ve sonra açıklayacağız. Tabii, bu ağustos başı ve sonu çalışmasında hedef, özelikle Anayasa Komisyonunu artık kurma noktasına geldiğimizi söyleyebiliriz. Böyle bir durumdayız ve Anayasa Komisyonunun kurulmasıyla çok ciddi bir mesafe alınmış olur. Dörtlü Zirve, burada büyük bir önem arz ediyor. Bu Dörtlü Zirve ile de işi daha da hızlandırmış olacağız. Bu konuda çalışmalar, iyi bir durumda izleniyor. Gerek G-20’de yaptığımız görüşmede bu konuda atılacak adımların samimiyetini gördüm. Şu anda da bakanlarımızın yine kendi aralarında yaptığı görüşmelerde, olumlu adımlar var. 1-2 Ağustos gibi yapılacak ön çalışmalar ve arkasından da ağustos sonunda da yapacağımız Üçlü Zirve ile bunu artık belki de noktalama konumuna taşıyabiliriz. Bu bir güven adımı olabilir diye düşünüyorum. Biraz rejimin rahatsızlıkları var ama bunları da aşarız diye düşünüyorum.”

“SAHİPLERİNE TESLİM ETMEK İÇİN TERÖRDEN TEMİZLEMEK…”
Güvenli bölge oluşturulması konusunda Türkiye’nin dışarıda tutulması gibi bir durumun söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, “Biz onlara rağmen bir adım atmıyoruz. Niye biz onlara rağmen atalım, burayı onlar ne diye ilan etmişlerdi? Terör koridoru ilan etmişlerdi. Biz bu terör koridorunu, gerek Afrin’de gerek Cerablus’ta gerekse El Bab’ta, yani bizim daha önce Obama döneminde Zeytin Dalı Harekatı düşündüğümüz o bölgeyi, biz farklı operasyonlarla DEAŞ’ı oradan def etmek suretiyle aştık ve bitirdik. Ve tabii ki, PKK’nın yan kuruluşları olan malum YPG, PYD bunlar, orada bizimle ciddi mücadeleye girdiler. Onlar da gerekli dersi aldılar. Şimdi, tabii malum burada Amerika’nın verdiği sözler var. Bu sözler tutulmadı. Neydi? Münbiç’i boşaltacaktı. 90 gün demişlerdi. Ama ne yazık ki, Münbiç boşaltılmadı. Münbiç’in sahibi bir defa, terör örgütleri değil. Oranın sahibi Araplar. Tabii, şu anda Arap aşiretleri, ciddi manada ‘Burayı da bunlardan temizleyelim’ diyorlar. Biz de her görüşmemizde bunları Amerika’ya söylüyoruz. Şu andaki hedef, orayı bir an önce sahiplerine teslim etmek için terörden temizlemek.” değerlendirmesinde bulundu.

Telabyad’da, Tel-Rıfat’ta bazı çalışmaların olacağını dile getiren Erdoğan, “Aslında terör koridoru denilen bu bölgeyi, bir güvenli bölge haline getirmek istiyoruz. Hedefimiz bu. Bunun için bu hazırlıklar. Son görüşmemizde Sayın Trump’a da Sayın Putin’e de aynı zamanda Merkel’e de söyledim. ‘Gelin, bize destek verin. Burada sadece lojistik destekle ve hava güvenliğiyle verilecek destekle birlikte biz bu güvenli bölgeye yerel mimarıyla konutlar inşa edelim. Bizdeki çadır kentlerde, konteyner kentlerde olsun, kalan insanları kendi topraklarına yerleştirelim. Türkiye’de de malum bu mültecilerle ilgili sıkıntılarımız, sorunlarımız var. Bunları da bu vesileyle büyük oranda aşmış oluruz. Bir de bu insanları arasında meslek sahibi insanlar var. Onların da mesleklerine dönmesini sağlayayım. Yeniden bir meslek edindirme imkanları sağlayayım.’ dediğimizde, ‘Hakikaten isabetli olur.’ diyorlar. Ama adım atmaya gelince ‘Para yok.’ diyorlar. Bu konudaki kararlılığımızı devam ettireceğiz. Bunu koruyacağız. ‘Bu güvenli bölgenin en az 30-40 kilometre derinliğindeki bölgeyi korumamız gerekir ki bir anlam ifade etsin. Yoksa, güvenli bölge hiçbir işe yaramaz.’ dedik. Ama bunlara rağmen, güvenli bölgeyi koruma adına adımlarımızı atıyoruz. Milli Savunma Bakanlığımız, Silahlı Kuvvetlerimiz kararlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Tedbirlerimizi alalım, sonra telaşa kapılmaya gerek olmasın.” diye konuştu.

“EN SON TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLİNCEYE KADAR”
Kandil’de yürütülen operasyonların nasıl gittiğine ilişkin bir soruya ise Erdoğan, şu cevabı verdi:

“Terörle mücadele konusundaki faaliyetlerimiz, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar devam edecek. Asil milletimizi bu terör belasından kurtaracağız. Türk Silahlı Kuvvetleri, bütün gücüyle bu hedefini gerçekleştirmek için çalışmalarını yürütüyor. Bu bir taraftan sözde lider kadrosuna karşı istihbarat destekli harekata paralel Kuzey Irak’taki bütün inlere girerek o hedefleri temizleyeceğiz. Bunların tamamen temizlenmesi, bir plan dahilinde yürütülmektedir. Burayı aşama aşama temizleyeceğiz. Bir sistematik içerisinde götürüyoruz. Geçen hafta, Dışişleri Bakanlığımızın koordinatörlüğünde, Iraklı muhataplarımızla bir çalışma yapıldı. Burada ‘Biz Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız. Siyasi kişiliğine, kimliğine saygılıyız. Diğer tarafta ülkemizin, milletimizin canını yakan bu teröristlere tahammül edemeyeceğimizi, etmediğimizi, bu konuda ne gerekirse yapacağımızı, beraber yapalım, siz yapın biz destek verelim. Fakat neticede bu teröristleri buradan çıkaralım. Bizim buraya girmemiz, operasyon yapmamız sizi rahatsız ediyorsa, yıllardan beri sizin iradeniz dışında bu teröristlerin buralarda yuvalanması sizi niye rahatsız etmiyor?’ şeklinde düşüncelerimizi ifade ettik. Dolayısıyla Sincar dahil Mahmur Kampı’nın hemen yakınındaki yuvalanmış teröristler dahil bunların hepsini hedeftir. Kandil dahil hedeftir. Bunları bir şekilde temizlenecektir.”

Kuzey Suriye’de uçuşa yasak bir bölge oluşturulmasının ileride tıpkı Kuzey Irak’takine benzer bir yapıya yol açıp açmayacağının sorulması üzerine Erdoğan, “Amerika Birleşik Devletleri, çekilme kararı aldıktan sonra belli bir miktarda asker bırakma konusunda bir eğilim gösterdi. Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerden ilave asker talebinde bulundu. Fakat bu ülkeler, olumsuz cevap verdiler. Daha sonra Danimarka, Estonya, Litvanya, Polonya ilave asker talebinde bulundular. Bu ülkelerin Amerika ile ilişkileri iyi. Ama oraya asker gönderme konusunda hukuki ve diğer konularda bazı sıkıntıları var. ABD’nin bu bölgede bir operasyon veya başka bir konuda atım atma emaresini göremedik. Şu anda onlar da gelecek hafta gelecek heyette, onların teklifi üzerine yine ABD’nin çekilmesini koordine eden ortak görev gücü toplantısını gerçekleştireceğiz. Burada bu güvenli konusunda da yine neler yaparız, derinliği ne olacak, kontrolü kimde olacak, konularını görüşeceğiz. Burada bir Çekiç Güç oluşturmanın emaresini toplantılarda görmedik.” ifadelerini kullandı.

“S-400 ALIMI İSABETLİ”
“Gelinen noktada dünya liderlerinin FETÖ’ye bakışlarında bir değişiklik olduğunu gözlemliyor musunuz?” sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi:

“O farklılığı gösterenler var, göstermeyenler de var. Bazı ülkeler bu konuda çok kararlı. Hatta, orada FETÖ başlarını yakalayıp bize gönderenler de var. Balkanlar’da olumlu bir değişim var. Onlar çok ciddi güç ve itibar kaybındalar. Bunları G-20’de etraflıca görüştük, konuştuk. Bunun neticesini aldığımız ülkelerde var. Şimdi Yunanistan’da da olumlu sinyalleri alıyoruz. Yunanistan’da bu iş ciddi manada patlak verirse, zaten çözülme çok daha hızlı olumlu bir şekilde başlayacaktır.”

S-400’lerin ödemesinin dolar mı yoksa ruble üzerinden mi yapıldığına ilişkin soru üzerine ise Erdoğan, “Bu alımla ilgili olarak maalesef rubleye tam manasıyla geçemedik. Bu konuyla ilgili Merkez Bankalarımızın ortaya koyduğu tavır, bu işin gecikmesine neden oldu. Liderler olarak biz yerli paramıza geçiş yapalım istiyoruz. Ama bu bürokratik oligarşi diyoruz ya işte bu noktada onlar devreye giriyor. Bunu aşacağız. Buna inanıyorum. Çok farklı bir dönemin içerisindeyiz. İsabetli bir adım oldu. Bundan sonraki yol haritası önemli.”

“BÖLGE ARTIK SAVAŞTAN ÇOK YORULDU”
Amerika’nın İran’a yaklaşımını doğru bulmadıklarını dile getiren Erdoğan, “Bunu bizzat Amerikalılara da söylediğimiz için söylüyorum. Bölge artık savaştan çok yoruldu. Biz bu uygulamaları, bu yaptırımları doğru bulmuyoruz. Çünkü, bölgenin artık yeniden ayağa kalması lazım. Bölge halkının artık gece rahat yatıp, sabah huzurla kalkmaya ihtiyacı var. Biz de şu anda bunun yanındayız. Dünyayı barışa taşıyacaksak, böyle taşıyacağız’ diyoruz ve noktayı koyuyoruz.” dedi.

Erdoğan, “S-400’lerle birlikte Türkiye düşmana korku verecektir. Bir de yerli savunma sanayimize ortak üretimle birlikte atacağımız adımla, o ayrı bir güç katacaktır. Biz şimdi 100 gencimize Rusya’ya gönderdik. Onlar orada eğitimlerini aldılar, geldiler. Gençlerimiz açısında da yeni bir süreç başlıyor. Bu bir ufuktur. Türkiye şu anda Savunma Sanayisinde sadece Baykar’da 350 gencimiz çalışıyor. Bu gençler, şu kadar, bu kadar saat söz konusu değil. Ben birkaç defa gittim. Saat 20.00 hala çalışıyorlar. Genç bir ekip var. Bunlar orada çalışırken de bambaşka bir aşk ve heyecanla çalışıyorlar. Bu tabii büyük bir önem arz ediyor. Aynı durumu, biz diğer Savunma Sanayisi birimlerimizde de yapar hale geldik. Bu bizi Hindistan’ı yakalamaya doğru götürür.”

S-400’lerdeki teknik terimlere açıklık getiren Erdoğan, “Birincisi bütün bizim aldığımız bu Nisan 2020’de kurulumu ve işletilmesi dediğimiz gelecek olan sisteminin tamamının adına filo diyoruz. Bu filonun içerisinde iki batarya var. Her bir bataryada 8 launcher var. Dolayısıyla bizim şu anda yapmakta olduğumuz alımın, tedarikin, önce teslim alacağız, sonra kurulumunu sağlayacağız ve bunun sonunda elimize bizim bir filo olacak. O filonun iki bataryası olacak ve o bataryada 8’er launcher olacak. Ayrıca bunun füzelerini ayrıca tedarik edilecek.” dedi.

İkinci filo ile ilgili çalışmaların devam ettiğini belirten Erdoğan, “İkinci filoyu bekliyoruz. Üçüncü filo, Türkiye’de üretim dahil, teknoloji transferi ve paylaşımı dahil şekilde çalışma sürdürülüyor. Önümüzdeki günlerde bu gelişmeleri takip edeceğiz. Diğer taraftan da hem hem özel sektör olarak, üniversitelerimiz dahil bu konuda yoğun çalışmalarla bu teknolojiyi hem bünyemize adapte edebilecek bir noktaya gelmek için yoğun bir gayret içerisindeyiz. Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinatörlüğü çerçevesinde.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, filoya ilişkin şunları anlattı:
“Her birinin komuta yeri var, komuta aracı, komuta radarı var. Onun dışında, her bir bataryanın da kendi içinde tespit ve takip radarları var. Kendi içinde, bir bütünlük içinde devam edecek. Çalışma bu şekilde yürüyecek. Launcher bizim atış rampası. Bir bataryada 8 atış var, 8 tüp launcher var. Ne kadar füzemiz varsa o kadar füze kullanacağız. Füzelerle ilgili de basında çeşitli rivayetler var, ‘S-400’ler bunu vurur, şunu vuramaz.’ gibi. S-400’ün vuramadığı yoktur. Uçak, bina…”

Mühimmatın sınırlı olup olmamasıyla ilgili sorulan soruya yanıt veren Erdoğan, “Ne kadar mermin varsa o kadar kullanırsın. Sınırsız diye bir şey var mı? Bütün topçu silahlarının bütün sistemlerinde, F16’ların mühimmatları da bir sınırlı. Bitince ikmal ediliyor ve üreteceğiz.” diye konuştu.

“AKILLI BOMBA ÜRETİR HALE GELDİK”
Yerli üretime de değinen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Mesela, akıllı bomba, Obama’dan istedim. O zaman biz daha üretmiyoruz. İbrahim Bey tercüme ediyor, konuştuk, Antalya G20’de. ‘Çözeceğiz bu işi’ dedi, Obama gitti. Ne oldu? Yanlış komşu bizi ev sahibi yaptı, biz akıllı bomba üretir hale geldik. Aynı şekilde mesela güdüm kiti dediğimiz kanatlı onda da biz aynı şeyi yapıyoruz. Şimdi o kanatlı güdüm kitini üretir hale geldik. Mesela bizim meşhur Boralarımız var, şimdi biz Bora’mızı kendimiz üretiyoruz. Bunları biz üretiyoruz onun için rahatız. Bunları ne kadar çeşitlendirirsek, ne kadar artırırsak o kadar düşmana karşı güçlü hale geleceğiz.”

S-400’lerin tehdit değil tamamen savunma sistemi olduğunu belirten Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı:
“Çeşitli ülkelerde, siyasi, bürokrat, askerler bir tehdit olarak bunu algılıyor. Tehdit şeklinde dile getiriyorlar. ‘Bize karşı bir tehdit’ gibi ifadeler kullanıyorlar. Bu tamamen yanlış bir şey. Bu tamamen bir savunma sistemi. Eğer karşı taraf o kişiler, o ülkeler, bize karşı uçak kullanma, füze kullanma niyetinde değillerse onlar için tehdit olması söz konusu değil. Artık dünya nereye gidiyor? Uçaklar ve savaş uçaklarında artık insansıza gidiyor. Artık belli bir süre sonra uçaklar, tamamen, birinci derecede savaş uçakları tabii artık insansız olacak. SİHA’lar, İHA’lar hatta şimdi denizaltılarda bile mesela Sayın Putin ile yaptığımız sohbette de söyledim, tamamen insansız denizaltılara da gidiyorlar, bunun çalışmasını yapıyorlar. Her şeyde insan unsurunu da düşünmenin içerisindeyiz. Hamdolsun insansız hava araçlarında SİHA’da buna girdik. Onda da yeni bir kademeye doğru gidiyoruz.”

Toplantıya Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da katıldı.

Önceki haberSonraki haber

Yorum yaz

Merhaba bu habere ilk yorumu yapabilirsiniz.